Üye Kayıt Üye Giriş

Geleceğin Arayüzleri


Geleceğin Arayüzleri

Klavye, fare, dokunmatik ekranlar ve şimdi de Kinect 2… Peki yakın gelecekte bizi neler bekliyor?


gelecegin-arayuzleri



Klavye ve fareler, uzun zamandır bilgisayarların vazgeçilmez,varsayılan çevre birimleri durumundalar. Dokunmatik dışındaki giriş biçimleri ise henüz yaygınlaşmayı başaramadılar. Bu seneki CES’de “beyin dalgası bileklikleri” gibi sıradışı fikirlere rastlasak da bunlar da henüz yaygınlaşmış değiller.

Yeni piyasaya sürülen Leap Motion ve yakında yeni Xbox One ile satışa sunulacak olan Kinect 2, bize farklı giriş cihazlarının tadına bakma şansı tanıyacaklar. Peki hepsi bu kadar mı, yakın gelecekte bizi heyecanlandıracak ne gibi arayüz teknolojileri var?

Ellerinizi sallayın

Yeryüzündeki tek hareket kontrolü sistemi Kinect değil. Minority Report’un tasarımcısının elinden çıkan Mezzanine adındaki video konferans odası, tavanındaki sensörler sayesinde sanal beyaz tahta üzerindeki belgeleri sürüklemenize izin veriyor. Bunu aynı zamanda fare düğmesi işlevine de sahip bir değnek yoluyla yapıyorsunuz. Ancak Oblong tarafından üretilen sistemin fiyatı oldukça pahalı.

Mezzanine’ı kuracak alanınız ve ona harcayacak kadar bol paranız yoksa bir Kinect, bir PC, bir projektör ve herhangi bir yüzeyi dokunmatik ekrana çevirenUbi yazılımını kullanabilirsiniz. Talep ettiğiniz ekranın büyüklüğüne göre yazılımın fiyatı 149 dolardan başlıyor. Ubi ile yemek tariflerinizi mutfak tezgahına yansıtabilir, yatak odanızın duvarında Angry Birds oynayabilirsiniz.

PC’niz veya Mac’iniz için üzerinde elinizi sallayabileceğiniz daha küçük bir şey arıyorsanız, Leap Motion tam size göre. Bununla birlikte Kinect’ten çok daha hassas olmayı amaçlayan cihaz, henüz pratikte o kadar da iyi görünmüyor. Leap Motion ile web sayfalarını ve belgeleri kaydırma işi sorunsuzca çalışıyor, ancak bir simgeyi seçmek gibi daha hassas görevlerde zorlanabiliyorsunuz. Dolayısıyla Leap Motion satışa sunulmuş olsa dahi bizce henüz tamamlanmamış bir ürün.

Doğru yazılımla Kinect’e benzer sonuçlar elde etmeniz mümkün. Microsoft araştırmacısı Cem Keskin’in yayınladığı bu videoda FreshPaint’in ve Bing Maps’in nasıl elle kullanıldığını görebilirsiniz.
 

 

)

 

Kinect 2 parmakları ayırt edebiliyor
Xbox One ile beraber gelecek olan Kinect 2, ilk Kinect’ten çok daha hassas olacak. Üç kat daha yüksek hassasiyete sahip olacağı söylenen Kinect 2, önündeki nesneleri daha net görebilecek. Bu sayede cihaz, dudaklarınızı kımıldatmanızdan gömleğinizdeki kırışıklara kadar farklı detayları ekrana yansıtabilecek.

Kinect 2′nin daha geniş görüş alanı ise artık daha fazla kişinin aynı anda oyun oynayabileceği anlamına geliyor. Build konferansında cihazın 6 kişiyi aynı anda idare edebildiğini görmüştük.

Kinect 2 daha fazlasını da görebiliyor. Tanıtım sırasında tanıtımı yapan kişi, dışarı çıkmasına rağmen iskelet izleme sistemi el hareketlerini doğru biçimde algılayabildi. Cihaz eklemlerdeki hareketleri algılayabildiğinden, parmak ve başparmak hareketlerini ayırt edebiliyor.

Microsoft, ses algılama işlevinin de şu anki Kinect’e göre daha iyi olacağını söylüyor.

Kinect 2, Xbox One’ın kutusundan çıktığı için sadece oyunlar için kullanılmayacak ve bu özelliği sayesinde geliştiricilere önemli olanaklar sunacak.

Hava trafik kontrolü
Tasarım şirketi Altran’dan Chris Wild, hava trafik kontrolü için farklı bir yöntem düşünüyor. Wild’ın sisteminde bir denetmen, sorumlu olduğu tüm alanı büyük bir ekrandan 3 boyutlu olarak izliyor. Bu ekranda endişe duyulan uçaklar hakkında daha fazla bilgi almak el hareketlerini kullanmak yeterli oluyor. Sistem farklı görevler için vücut hareketlerini,konuşmayı ve dokunmatik ekranı destekliyor. Sağ ve sol ellerinize farklı hareketler atamanız dahi mümkün.

Wild’e göre ses tanıma sistemleri, 2001 filmindeki bir numaradan faydalanabilir ve kameraya konuştuğunuzda kendisine komut verdiğinizi anlayabilir. Bu sayede örneğin bir duvardaki resimlerin içine gizlenmiş bir kamera, sizin hangi resme baktığınızı algılayabilir.

Bu seneki CES’te Tobii‘nin gösterdiği bakış izleme sistemi, ekranda nereye baktığınızı algılayarak örneğin haritanın baktığınız kısmına yakınlaşmanıza izin veriyordu. Bu teknoloji ses tanımayla birleştiğinde belki de tam ihtiyaç duyduğumuz şey ortaya çıkacak.

Hissedin
Telefonlar için Haptic geri beslemeyi geliştiren şirket Immersion’dan Chris Ullrich, kullanıcılar fiziksel bir bileşenle etkileşimde bulunmak istiyorlar. Aksi halde işin işleyişine dair güven kaybı gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Ullrich’e göre “fiziksel gerçekliği artırdıkça ondan alınan keyfi ve tatmini artırıyorsunuz.”

Yani bir tabletin ekranında resim yapmak eğlenceli de olsa, boyanın ekranda kurumayıp “nemli” kalması daha gerçekçi olabilirdi. Telefonunuzdaki titreşim özelliği bu konuda işe yarayabilir.

Uzun dönemde ise ultrasonik projektörler ev hatta elinizi hedef alan sinyaller, dokunmatik ekran kullanmadığınız zamanlarda size geri bildirimde bulunabilir. Daha pratiği ise bu işi bir bileklik ile çözmek olabilir. Bu zaten giydiğimiz bir akıllı saat veya fitness ölçüm cihazının bir özelliği olarak ortaya çıkabilir.

Her şey bir düğmede
Haptic şirketi Redux Labs, dönüştürücüleri (transducer’ları) kullanarak ekranları hoparlörlere dönüştürmek üzere çalışıyor. Bu şekilde ekranlar, mikroskobik “eğimli dalgaları” tam olarak hedeflenen bölgeye gönderebiliyorlar.

Firma bu şekilde örneğin telefon üzerindeki bir dokunmatik düğmenin fiziksel bir düğme gibi hissedilmesini sağlayabiliyor. Örneğin bir kaydırma çubuğunu kaydırırken çubuğu parmağınızın altında hissedebiliyorsunuz. Veya parmağınızı bir klavye tuşunun üzerine götürdüğünüzü hissedebiliyor, böylece biraz daha bastırarak doğru tuşa basabiliyorsunuz.

Bu teknolojinin bir ekrana entegre edilmesi de şart değil. Benzer hisler ağaçtan veya metalden bir yüzeyde de sağlanabiliyor. Düğmenin her zaman aynı yerde olması da şart değil. Örneğin tabletinizi döndürdüğünüzde “giriş” düğmesi her zaman “fiziksel his” sağlamaya devam ediyor.

Fiziksel düğmelerden tamamen kurtulmak, maliyetten de tasarruf etmek anlamına geliyor (iPad’in giriş düğmesi için açılan deliğin belirli bir masrafı var).

Dahası da var
Gartner analisti Angela McIntyre, bu ekstra teknolojilerin bazılarının hali hazırda kullandığımız cihazlara geleceğini söylüyor. Örneğin TV’nizin uzak kumandasına eklenecek ivmeölçerler, onu hareket ettirerek kanalları değiştirmenize izin verebilir.

Hillcrest’in tasarladığı uzaktan kumanda, dev bir bileziğe benziyor. İlk tanıtıldığında pek ilgi çekmese de şirket şu sıralar birkaç TV üreticisiyle onu üst seviye TV’lere eklemek üzere görüşmeler yapıyor. Samsung’un yılbaşı için hazırladığı TV’lerin bazılarında üzerinde trackpad bulunan birer uzaktan kumanda mevcut.

Bazı çamaşır makinası üreticileri sesli denetim yoluyla birtakım karmaşık işlevleri denetlemenize izin vermek istiyorlar. McIntyre ise bu tür teknolojileri örneğin telefonumuz yoluyla kullanabilmenin daha akıllıca olacağını düşünüyor. Zira telefon hem ses tanıma özelliklerine hem de ivmeölçer sensörüne sahip.

Yani aslında yeni arayüzlerin bazıları zaten aramızda ve sadece onları kullanmamızı bekliyorlar.

Ders Sahibi;

Yorumlar

Yorum Yapabilmek İçin Üye Girişi Yapmanız Gerekmektedir.

ETİKETLER